İki Köle Bir Kırbaç

Başı dik ama meydan okurcasına değil. Yüzü bana dönük ama gözleri yerde. Boyunun 1.68 olduğunu söyleyen; ama aslında 1.65 olan bir kız çöktü yere. Onlar zaten hep 1.68 der ama 1.65 çıkarlar. Düz rakamı, küsurata yuvarlayan insanlar bunlar, akılları farklı çalışıyor.

Ben, halının üzerindeki desenlere dalmış ve tadına doyamadan atlı karıncasından indirilmiş kayıp çocukluğumu düşünürken, “Efendim” diyen bir sesle irkildim.
Şimdi de “ulan sesli mi düşünüyordum acaba” diye içimden geçirmeye başladım. Neyse, düşünmeye antrakt.
“Söyle bakalım?”
“Ayaklarınıza, dokunabilir miyim?”
“Hayır, üzerini değiştir.” Diyerek ayağa kalktım, o da iki elinin parmak uçları ile yerden destek alarak yavaşça ayağa kalktı. Gideceğim yöne doğru çapraz bir şekilde durdu. Önünden geçerken, yüzü bana bakıyor olacak tarafa doğru döndü. Bacakları, omuz genişliğinde açık, elleri önünde birleşik ve gözleri yere, az önceki halıya bakıyordu.
Sağ yanağına elimle dokundum ve önünden yürüdüm, gittim.bdsm mini etekDöndüğümde, aynı yerde ve aynı pozisyonda bekliyordu. Saçları sıkıca at kuyruğu yapılmış, üzerinde göğüs altı dekoltesi olan crop top bir tişört, altında ultra mini bir etek, dize kadar beyaz çoraplar ve pembe topuklular. Beğendiğimi belli eden bir yüz ifadesi ile yanından geçip oturdum, o da yavaşça dizimin dibine doğru tekrar çöktü.
“İzin verirseniz, şimdi dokunabilir miyim?”
“Olur” deyip, telefonu elime aldım. Bir yandan gazetelerde ne var ne yok diye inceliyor, gelen mailleri cevaplıyor, bir yandan ise göz ucu ile köleyi izliyordum.
“Şey, ıhm. Yalayabilir miyim Efendim?”
“Yala” komutu ile başını kaldırmış olan kız tekrar kapandı ve dilini büyük bi’ iştahla ayaklarımda gezdirmeye başladı.
Bu ritüel, bi’ 3-4 dakika boyunca soluksuz devam etti.
“Dur!” Sadece durdu, ne başını kaldırdı, ne de pozisyonunu değiştirdi. Sadece durdu ve bekledi.
“Ayağa kalk.” Sessizce ve yavaşça kalktı.
“Kapının yanındaki çantamı, al ve gel.”
Tebessümle “Emredersiniz canım Efendim” dedi ve kapıya doğru döndü. Genelde o çantanın içinden hoşuna gidecek şeyler çıkardı, kısacası mutluydu çanta açılacağı için.

Yüzündeki tebessümü eksik etmeden, ağır adımlarla yanıma kadar geldi ve hafifçe eğilip, çantayı uzatarak “buyrun Efendim” dedi. Elimle; yanıma, yere koymasını işaret ettim, koydu ve tekrar çökmek için yeltenirken, kucağıma oturmasını söyledim. Ters mi, yan mı yoksa düz mü, ne şekilde oturacağını bilemedi, kuyruğunu kovalayan köpek gibi, telaşlı ama kararsız bir halde kalakaldı. Belinden tuttum, dönmesini söyledim.
“İçinde iç çamaşırın var mı?”
Cevap vermeden arkasını döndürdüğüm pozisyondan çıkıp yüzünü bana döndü ve “Var Efendim.” dedi.
Tekrar belinden tutup arkasını döndürdüm.
“Çıkart onu.”
Çıkarışını da izledikten sonra, belinden tutup, sırtı bana dönük olacak şekilde kucağıma aldım ve bana yaslanabileceğini söyledim.
“Teşekkür ederim Efendim” dedi, çatlayan bir ses tonuyla.
Elimi, belinin çukurundan, karnına oradan göğüslerine doğru götürmeye başladım.
Tişörtü çıkartmaya gerek yoktu zira üzerinde tam olarak bu vardı.
göğüs altı dekoltesiVe topladığı saçını sol omzuna doğru atıp, sağ kulağına yaklaştım göğüsleri ile oynarken.
“Birazdan kapı çalacak ve biri gelecek” daha cümlem bitmeden göğüs kafesi kabarmış, yüklemle birlikte “Kim gelecek ki Efendim” diye sormuştu.

“Biliyorsun son bir aydır biri daha var, bugün tanışacaksınız. Şımarıklık ya da huysuzluk yapmanı istemiyorum, beni utandırma”
“Tabii ki yapmam Efendim” dedi ve “Güzel mi peki?” diye ekledi hafif korkak bir ses tonuyla.
“Güzel.”
“Adı ne peki Efendim, ona nasıl hitap etmeliyim”
“Adı Hale, ben ikinize de anlatacağım bunları, şimdi dert etme”

Zaten, kısa bir süre sonra da “Kapıdayım ben Efendim” yazan bir mesaj geldi Hale’den. Aslı’yı kucağımdan indirip, “Hadi sen karşıla, kapıdaymış” diyerek, kalçasına küçük bir şaplakla beraber kapıya doğru yolladım.

Yanında Hale ile birlikte geri döndüğünde, Aslı’nın yüzündeki tebessüm hala yerindeydi; fakat Hale için aynısı söylenemezdi. Hale’nin omuzları düşmüş ve yüzü baya bi’ asıktı.
Hale bu prosedürü oldukça kavramış, içeri girer girmez, eğer ben ona yanında getirmesi gereken kıyafetleri söylemişsem, üzerini değiştirip onları giyer, aksi halde ise üzerindekileri çıkarır, çöker ve ayaklarıma yaklaşırdı.

Yine öyle yaptı, tıpkı Aslı’nın üzerindekilere benzer şeyler getirmesini söylemiştim yanında. O üzerini değiştirirken Aslı tekrar çöküp ayaklarıma kapanmak için gözleri ile izin istedi ve aldı. Kısa bir süre sonra yüzündeki asık ifadeyi hiç bozmadan Hale’de sağ ayağıma yaklaşıp çöktü ve o da dilini kullanmaya başladı.
Bir süre bu sessiz eylem devam etti. Sonrasında ise,
“Hale’cim sen kalk, bana bi’ kahve yap gel.” dediğimde, kafasını kaldırıp hafifçe doğruldu, Aslı ise hiç yavaşlamadan devam ediyordu.
Göz ucuyla Aslı’ya bakarak, “Bu ne yapacak burada?” dedi ve Aslı’da durup kafasını kaldırdı.
Oturuşunu bozmadan, “Benim bir adım var ve ne yapacağım kısmı da sana kalmadı” dedi.
O ona bir şey söyledi, öbürü ona. Her saniye gerginlik arttı, yükseldi. Kısık bir sesle susmalarını söyledim, duymadılar bile.

1.90’lık bedenimi ayağa kaldırırken, saçlarından tutup ikisini de ayağa kaldırdım.
“Soyunun, çoraplar ve ayakkabılar kalsın.”
İkisi de birbirine üzgün ve pişman şekilde baktı ve soyunmaya başladılar.

Onlar üstündekilerden kurtulana kadar, ben de çantadan iki ağız topu, küçük bir kırbaç ve bolca ip çıkarttım. Bir de başka bir alet, bunu ikisi de daha önce görmemişti.

biseksuel bdsmİkisi de biseksüeldi, aksi halde yan yana dahi getirmezdim. İkisinin de bir gün bunun olacağından haberi vardı ve hatta Hale daha önce eşcinsel ilişkiler yaşadığını da söylemişti; fakat bu tavrı, bana başka bir kadının dokunmasından ziyade, Aslı’nın kendisinden daha güzel olduğunu düşünüp kıskanmasından ileri gelmiş gibiydi.
İkisine de ağız toplarını verip, bağlamalarını ve ardından ellerini arkada birleştirip çökmelerini söyledim.

Arkalarına geçip tek tek ellerini de bağladım ve elime kırbacı alıp, hafiften yükseğe doğru bir Aslı’nın, bir Hale’nin göğüslerine çarptım. Ardından ağız toplarını sökerek devam ettim. Hale sadece özür diliyor, Aslı ise her darbede “ıh” diyor ve ara ara teşekkür ediyordu.

Çantamdan çıkarttığım diğer alet, elektrik oyunları için pille çalışan minik bir cihazdı. Fizyoterapide de benzer bir cihaz kullanılıyor, cihazdan çıkan 4 bant vardı ve bunların ikisini Aslı’nın, diğer ikisini de Hale’nin göğüslerine yapıştırıp, ellerini söktüm. Bir iki saniyeliğine cihazı çalıştırıp kapattım.
“Şimdi oral seks yapacaksınız ve biriniz almak için hamlede bulunduğunda diğeri ona müsaade etmez ise, birbirinizi ittirir-kaktırır iseniz ya da herhangi bir kabalık yaparsanız, tekrar çalıştıracağım.”

İkisi de tek bir ağızdan “Emredersiniz Efendim” dedi ve pantolonuma doğru yaklaştılar. Çok ufak tefek ve kısa süreli elektrikler dışında, çalıştırmama gerek kalmadı. Ki zaten kısa süre ve düşük ayarda çalıştığında acıdan çok, zevk veriyordu bu onlara.
Uzun bir süre, gayet uyumlu bir ahenkle devam ettiler yalamaya. Arada bir, birbirlerine dokunmalarını söylediğimde de bir problem yaşanmadı.

İkisinin de saçlarından tutup, başlarını kaldırdım.
“Yatağa geçin ve bekleyin.”
biseksüel seks hikayesiSevgiler.

Not, bu blogta okuduğunuz bütün bdsm hikayeleri gibi, bunda da kölelerin kişisel bilgileri açık edilmeden kaleme alınmaya özen gösterilmiştir. “Aslı” ve “Hale” isimleri de temsilidir, gerçek isimleri değiller.

[Toplam:1089    Ortalama:4.9/5]
Köle adayı